Sağlık

Kadınlar doğumda hak ihlalleriyle karşı karşıya: Doğumların yüzde 76’sında obstetrik şiddet yaşanıyor!

Doğum, kadınların sağlık hizmetlerine erişiminin yanı sıra beden bütünlükleri, mahremiyetleri ve kendi sağlıkları hakkında karar verme haklarının da doğrudan söz konusu olduğu bir süreç.

Ancak doğum sırasında kadınların bilgilendirilmeden tıbbi müdahaleye maruz bırakılması, gereksiz işlemler yapılması, azarlanması, aşağılanması veya fiziksel şiddet görmesi, doğum deneyimini bir hak ihlaline dönüştürebiliyor.

Kadınların doğum sırasında maruz kaldığı fiziksel ve sözlü şiddet, ayrımcılık, mahremiyet ihlalleri ve rızaları dışında yapılan tıbbi işlemler, Obstetrik (doğum bilimi) şiddet kavramıyla tanımlanıyor.

Konu, yakın zamanda toplanan Dünya Tabipleri Birliği (DTB) Genel Kurulu’nda da gündeme geldi.

Cumhuriyet’e konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2. Başkanı Ayşe Gültekingil, doğum sırasında yaşanan şiddetin yalnızca sağlık çalışanlarının bireysel tutumları üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek sağlık sisteminin yapısal sorunlarına dikkat çekti.

‘İDARİ BASKILAR ZEMİN HAZIRLIYOR’

Özellikle şehir hastaneleriyle birlikte sağlık hizmetlerinde ticarileşme ve kârlılık odağının güçlendiğini belirten Gültekingil, bu yaklaşımın tıbbi işlemlerin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasına ve performans getirisi yüksek işlemlerin tercih edilmesine zemin hazırladığını ifade etti.

Hastalara yeterli zaman ayrılamamasının, tıbbi durumları hakkında yeterince bilgilendirilmelerini ve aydınlatılmış onam vermelerini zorlaştırdığını vurgulayan Gültekingil, bu sorunların kadın sağlığı, üreme sağlığı ve doğum süreçlerini de doğrudan etkilediğini söyledi.

Koruyucu sağlık hizmetlerinin geri plana itilmesi, birinci basamak sağlık hizmetleri ve ebelik sisteminde yaşanan sorunların doğum öncesi takipleri aksattığın belirten Gültekingil, bunun riskli ve takipsiz gebeliklerin artmasına yol açabildiğine dikkat çekti.

Gültekingil, doğum sürecine yönelik müdahalelerin ve idari baskıların da obstetrik şiddete zemin hazırlamayacak biçimde ele alınması gerektiğini söyledi.

‘NEDENİ CİNSİYETÇİ POLİTİKALAR’

Kadın bedeninin nesneleştirilmesinin ve cinsiyetçi politikaların mahremiyetin korunması gibi temel hakların kullanılmasını engellediğini ifade eden Gültekingil, kadınların doğum sürecinden bir özne olarak çıkarılarak yalnızca bedene indirgendiğini vurguladı.

Gültekingil, doğumun “normal” bir süreç olduğu gerekçesiyle kadınlardan ağrılarını ve mahremiyet kaybını normalleştirmelerinin, tıbbi müdahaleleri ise sorgulamadan kabul etmelerinin beklendiğini söyledi.

Gültekingil, Türkiye’de bazı araştırmalarda doğumların yüzde 76’sında obstetrik şiddetin bir türünün yaşandığının tespit edildiğini belirtti.

Doğum sırasında fiziksel şiddetin yanı sıra aşağılama, azarlama, tehdit ve hakaret gibi sözlü şiddet biçimlerinin de görülebildiğini kaydeden Gültekingil; rıza alınmadan yapılan vajinal muayene ve fundus basısı gibi müdahaleleri, gerekli bakımın sağlanmamasını, ilgisizliği ve mahremiyetin korunmamasını da obstetrik şiddet kapsamında değerlendirdiklerini söyledi.

HAK TEMELLİ DOĞUM İÇİN SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ ÇAĞRISI

Gültekingil’e göre obstetrik şiddetle mücadelede öncelikle hem kadınların hem de sağlık çalışanlarının doğum sırasında sahip olunan haklar konusunda bilgilendirilmesi gerekiyor.

Gültekingil, gereksiz müdahalelerden kaçınılması, ağrı verebilecek işlemler öncesinde kadınların bilgilendirilmesi, konforu artıracak önlemlerin alınması ve psikososyal destek sağlanması gerektiğini belirtti.

Doğum sırasında obstetrik şiddete maruz kalan kadınların yaşadıklarını mutlaka kayıt altına almaları gerektiğine dikkat çeken Gültekingil, TTB’ye başvuran kadınların yaşadıklarının TTB Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimleri Eşgüdüm Kurulu ile onur kurulları tarafından titizlikle değerlendirileceğini belirtti.

Hürtürk Haber

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu