50 yaşından sonra ayakları mahveden ‘külkedisi kompleksi’ hiç bilinmiyor! ‘Numarası değişiyor’
Ayağınız artık değişmiş olmasına rağmen eski numaranızda ısrar ettiğinizde yalnızca rahatsız bir ayakkabı giymiş olmuyorsunuz. Ayak parmakları, eklemler, tendonlar ve yumuşak dokular gün boyunca olması gerekenden daha dar bir alanda kalıyor. Peki, ‘külkedisi kompleksi’ olarak adlandırılan durum neden bu isimle anılıyor? Nasıl başlıyor?
Masalda Külkedisi’nin ayağı cam ayakkabıya kusursuz biçimde uyar. Gerçek hayatta ise durum bazen tam tersine dönüyor. New York’ta ayak hastalıkları uzmanı Dr. Rock Positano, ayağı artık uygun olmayan küçük bir ayakkabıya sığdırmaya çalışma davranışını Külkedisi kompleksi olarak tanımlıyor.
Burada önemli bir ayrım var; Külkedisi kompleksi resmi bir hastalık veya tıbbi tanı değil. Daha çok insanların yıllardır kullandıkları ayakkabı numarasına psikolojik olarak bağlı kalmasını anlatan akılda kalıcı bir ifade. Bir başka deyişle ayağınız büyümüş olabilir ama siz hâlâ eski ayakkabı numaranızı satın alıyor olabilirsiniz.
20 YAŞINDAKİ AYAĞINIZLA AYNI OLMAYABİLİR
Ayaklarımız yetişkinliğe ulaştığımızda büyümeyi büyük ölçüde tamamlıyor. Ancak bu, hayat boyunca aynı şekil ve ölçüde kalacakları anlamına gelmiyor. Yıllar içerisinde ayaktaki bağlar ve diğer yumuşak dokular değişebiliyor. Ayak kemeri zamanla daha alçak hale gelebiliyor. Bunun sonucunda ayak biraz daha uzun veya geniş bir forma kavuşabiliyor.
Kilo değişimleri de ayağın üzerine binen yükü etkilemeye devam eder. Özellikle uzun yıllar boyunca artan mekanik yük, ayak yapısındaki değişikliklere katkıda bulunabiliyor. Bu nedenle yıllardır aynı ayakkabı numarasını satın almak aslında düşündüğünüz kadar güvenilir bir yöntem değil.
356 KADINLA YAPILAN ARAŞTIRMA
Bu konudaki en dikkat çekici araştırmalardan biri 356 kadın üzerinde gerçekleştirildi. American Orthopaedic Foot and Ankle Society tarafından yayımlanan araştırmada kadınların büyük bölümünün ayaklarından küçük ayakkabılar giydiği belirlendi. Katılımcıların önemli bölümünde ayak ağrısı ve deformiteler bulunuyordu. Araştırmacılar ayrıca pek çok kadının 20 yaşından sonra ayakkabı numarasının arttığını bildirdiğini tespit etti.
Daha ilginç olan ayrıntı ise kadınların çok azının son beş yıl içerisinde ayaklarını yeniden ölçtürmüş olmasıydı. Yani sorun yalnızca ayağın zaman içerisinde değişmesi değildi. İnsanlar bu değişimin gerçekleştiğini fark etmeden eski alışkanlıklarına devam ediyordu.
KÜÇÜK AYAKKABI SADECE PARMAKLARI SIKIŞTIRMIYOR
Ayağınıza küçük gelen bir ayakkabıyı birkaç saat giymek ilk başta yalnızca rahatsızlık verebilir. Ancak uzun süre boyunca uygun olmayan ayakkabılar kullanıldığında sorun bundan daha büyük hale gelebilir. Dar ayakkabılar parmakların doğal şekilde hareket edebileceği alanı azaltıyor. Özellikle sivri burunlu modeller parmakları birbirine doğru itiyor.
50 YAŞINDAN SONRA NEDEN DAHA FAZLA FARK EDİLİYOR?
Yaş ilerledikçe ayaklarda yıllar boyunca biriken yükün etkileri daha görünür hale gelebiliyor. Ayak kemerinin yapısındaki değişiklikler ayağın ayakkabının içinde kapladığı alanı değiştirebiliyor. Ayak tabanındaki doğal yağ yastıkçıklarının zamanla incelmesi de yürürken hissedilen konforu azaltabilir. Bunyon, çekiç parmak, artrite bağlı eklem problemleri ve plantar fasya kaynaklı ağrılar da ilerleyen yaşlarda ayakkabı seçimini daha önemli hale getirebiliyor.
